< GONUL DOSTLARIM - Blogcu





Uydurma hadîs nasil anlasilir?










content="text/html; charset=windows-1254">



Uydurma hadîs nasil anlasilir?









 









   

       

   

   

       

   

Uydurma

        hadîs nasil anlasilir?
 








   

       

   

Peygamber

        efendimizin vârisleri, vekîlleri olan âlimlere olan

        i'timâdi sarsmak için, Ingilizler asirlardir,

        Islâm âlimlerinin kitaplarinda uydurma hadîs

        olabilecegini telkîn etmeye çalismislar, bunda da

        oldukça basari sagladiklari, bir çok genci

        zehirledikleri anlasilmaktadir.


        color="#000000" size="3">Bir müctehid, baska bir

        müctehide hatâ ettin demez. (Ictihâd ictihâd'la

        nakzedilemez)
[Mecelle m.16)



       

Dört mezhebde

        birbirinden farkli hükümler vardir. Fakat hiçbiri,

        digerini sapiklikla, hatâ etmekle ithâm etmemistir.

        Çünkü hadîs-i serîflerde buyuruluyor ki: (Âlimlerin

        farkli ictihâdlari, mezheblere ayrilmalari

        rahmettir.)
[Beyhekî]



       

Hanefî ve Hanbelî'de

        gusülde agzin içini yikamak farz iken, Mâlikî ve

        Sâfiî'de farz degildir. Bunun için mezhebin birine

        dogru, ötekine yanlis denemez.



       

Her müctehidin bir

        hadîsten hüküm çikarmasi farklidir. Bir

        müctehidin sahîh dedigi bir hadîse, baska bir

        müctehid mevdû' diyebilir.



       

Muhaddis mevdu derse

       



       

Hadîs ilminde

        müctehid bir âlim, bir hadîse mevdû' derse, diger

        müctehidler buna sahîh diyebilir. Çünkü mevdû'

        diyen müctehid, bir hadîsin sahîh olmasi için

        lüzûm gördügü sartlari tasimiyan bir hadîs

        için, "Mezhebimin usûlünün kâidelerine göre

        mevdû'dur" der. Ya'nî bu sözün hadîs oldugu

        bence anlasilamamistir, der. Yoksa, "Bu söz,

        Peygamber efendimizin sözü degildir" demek

        istemez. Ayni hadîs için baska bir müctehid

        sahîhtir diyebilir. Sahîh oldugunu söyleyen müctehid

        ötekine, "Peygamber efendimizin bu sözüne nasil

        mevdû' dersin?" demedigi gibi, öteki de, "Bu

        uydurma söze sen nasil hadîs diyebilirsin?"

        demez. Diyelim ki, Süyûtî ve Zehebî gibi hadîs

        âlimleri, Imâm-i a'zâm ve Imâm-i Gazâlî

        hazretlerinin sahîh dedigi bir hadîse mevdû' dese, o

        hadîs, ancak bu iki zâta göre mevdû' sayilir.

        Hadisi bildiren imâmlara göre yine sahîhtir. Fakat

        Aclûnî, hadîs imâmlarinin bildirdigi hadîs-i

        serîflere mevdû derse, o hadîs mevdû olmaz.Peygamber

        efendimizin, mu'cize olarak gelecekten haber veren

        birçok hadîs-i serîfleri vardir. Bunlarin çogu

        çikti. (Uydurma hadîs çoktur, Kur'ân okuyalim)

        diyenlerin de çikacagini bildirerek buyurdu ki:



       

(Bir zaman gelir,

        beni tekzib edenler çikar. Söyle ki, kendisine benden

        bir hadîs söylenince, "Resûlullah böyle sey

        söylemez. Bunu birak, Kur'ândan söyle" der.)


        [Ebû Ya'lâ]



       

Eger herkes Kur'ân-i

        kerîmden hüküm çikarabilseydi, hadîs-i serîflere,

        Eshâb-i kirâma ve âlimlere ihtiyâç kalmazdi. Onun

        için Allahü teâlâ da, Peygamber efendimiz de

        âlimlere uymamizi emrediyor. Imâm-i Rabbânî

        hazretleri buyurdu ki:



       

(Hadîs-i serîflerle

        amel etmek, bize câiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne

        aykiri gibi görülen hadîs-i serîfler, âlimlerin

        sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz.)

        [Müj.Mek. 312]



       

Muhammed Hadimî

        hazretleri buyuruyor ki:



       

(Dindeki dört delil,

        müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin

        bildirdigi hükümdür.



       

Çünkü bizler, âyet

        ve hadîsten hüküm çikaramayiz. Mezhebin bir

        hükmü, âyete, hadîse uymuyor gibi görünse de

        yanlis degildir. Bunun için tefsîr ve hadîs

        okumamiz uygun olmaz.) [Berîka s.94]



       

Uydurma hadis nakli

       



       

Imâm-i Gazâlî gibi

        büyük âlimlerin kitaplarinda uydurma hadîs oldugunu

        söyleyen Aclûnî' ve M.Semseddin Sehâvî Peygamber

        efendimizin ana-babasina kâfir diyen Aliyyül kâri ve

        benzerlerinin sözlerine aldanarak, Ehl-i sünnet

        âlimlerinin kitaplarina dil uzatmak ve onlarin

        kitaplarinda uydurma hadîs var demekten

        sakinmalidir. Hiç bir Ehl-i sünnet âliminin

        kitabinda uydurma hadîs olmaz.



       

Islâm âlimleri,

        hadîs uydurmanin ve uydurulmus hadîsi nakletmenin

        vebâlinin büyüklügünü bildikleri için, Allahtan

        çok korktuklari için, tek kelime ile sâlih âlim

        olduklari için kitaplarina uydurma hadîs almazlar.

        Asagidaki hadîs-i serîfler hadîs âlimlerinin

        kitaplarindan alinmistir.



       

(Benden duydugunuz

        âyet ve hadisi teblig edin! Benî Isrâil'den

        bildirdiklerimi de söyleyin! Yalniz bana bilerek yalan

        isnat eden Cehennemdeki yerine hazirlansin!)
[Buhârî]

       



       

(Iftirâcilarin

        en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip

        nakledendir.)
[Beyhekî]



       

(Söylemedigim

        sözü, hadîs olarak bildiren veya Ku'âni kendi re'yi
[görüsü]

        ile tefsîr eden, Cehennemde azâb görecektir.) [Tirmizî]

       



       

Bu hadîs-i serîfleri

        nakleden ve bilen bir âlim, nasil olur da kitabina

        uydurma hadîs alabilir? Yoksa uydurma hadîsi

        bilemiyecek kadar hâsâ câhil miydiler?



       




Kaynak: Ihlas Net










Bir Hadis





Bir hadis







Bir Hadis


Hazirlayan: Ömer Faruk


Suheyb'den (r.a) Rasulullah'in (s.a) söyle buyurdugu rivayet edilmistir: Sizden önceki milletlerden birinde bir hükümdar ve onun bir sihirbazi vardi. Sihirbaz ihtiyarlayinca hükümdara: "Ben yaslandim, bana bir genç gönder de ona sihir ögreteyim" dedi. Hükümdar ona sihir ögretecegi delikanliyi gönderdi. Gencin yolu üzerinde bir rahib vardi. Yola çiktiginda onun yaninda oturup sözlerini dinlerdi. Rahibin sözleri hosuna giderdi.


Sihirbaza giderken rahibe ugrar, onunla bir süre otururdu. Sonra sihirbaza varinca da, adam delikanliyi döverdi. Bu durumdan rahibe sikayet edince rahip "Sihirbazdan korktugunda, beni ailem alikoydu; ailenden korktugun zaman da beni sihirbaz birakmadi dersin" dedi. O hal üzere gidip gelirken bir gün geçenlerin yolunu kesen büyük bir vahsi hayvanla karsilasti. Kendi kendine "Büyücü mü yoksa rahib mi daha faziletli bugün ögrenecegim " dedi. Bir tas aldi ve "Allahim! Eger rahibin isi sana sihirbazin isinden daha sevimli ise su hayvani öldürüver ki halk yoluna devam etsin" diyerek elindeki kaya parçasini atti ve canavari öldürdü. Halk da geçip gitti.


Bunun üzerine delikanli rahibe gelerek olup bitenleri haber verdi. Rahib de ona, "Oglum bugün sen benden daha üstünsün. Senin durumun kemale ulasti. Fakat yakinda imtihandan geçeceksin. Bir belaya ugrarsan benim adimi verme" dedi.


Bu çocuk anadan dogma körleri, Alaca (Bars) denilen cilt hastaliklarini iyilestiriyor ve daha birçok hastaliklara yakalananlari tedavi ediyordu. Bu durumu kralin yakin dostlarindan olan kör biri duydu. Çesitli hediyelerle delikanlinin yanina gelerek, "Eger beni iyilestirirsen bunlarin hepsi senin" dedi. Delikanli adama; "Ben hiçbir kimseyi iyilestiremem. Sifayi ancak Allah verir. Eger sen Allah'a iman edersen O'na dua ederim. O da sana sifa verir" dedi. Adam hemen Allah'a iman etti. Allah da ona sifa verdi.


Sonra bu adam hükümdarin yanina gitti. Önceden oldugu gibi onun yanibasina oturdu. Hükümdar ona, "Sana gözlerini kim iade etti?" dedi. Adam "Rabbim" dedi. Kral "Senin benden baska bir rabbin mi var?" dedi. Adam "Benim Rabbim de, senin Rabbin de Allah'dir" dedi. Bunun üzerine hükümdar o adami tutuklatti. Çocugun yerini söyleyinceye kadar kendisine iskence yaptirdi. Bunun üzerine delikanli hükümdarin huzuruna getirildi. Kral delikanliya, "Oglum! Senin sihrin, anadan dogma körleri, abraslari (bars hastaligina tutulanlari) iyi edecek dereceye ulasmis, söyle söyle yapiyormussun öyle mi?" dedi. Delikanli: "Ben hiçbir kimseye sifa vermiyorum. Sifayi ancak Allah veriyor" dedi. Bunun üzerine kral onu da tutuklatti ve devamli iskence ettirdi. Sonunda rahibin adini söyledi. Hemen rahib getirildi. Kendisine "Dininden dön" denildi. O reddetti. Bunun üzerine hükümdar testere istedi. Testereyi basinin ortasina gelecek sekilde rahibin tepesine koydular. Testere basini ikiye ayirdi. Arkasindan hükümdarin yakin dostunu getirdiler. Ona da "Dininden dön" dediler. Reddedince onun da tepesine testereyi yerlestirip, basini ortasindan ikiye ayirdilar. Sonra da delikanliyi getirdiler. Kendisine "Dininden dön" dediler. Reddedince, kral onu adamlarindan bir gruba teslim etti. Onlara "Bunu falan dagin tepesine çikarin, dagin tepesine varinca dininden dönmezse onu assagiya atin" diye emir verdi. Onlar da onu götürdüler,daga çikardilar. Çocuk, "Allah'im, diledigin sekilde beni onlara karsi koru" dedi. Bunun üzerine dag sarsildi. Onlar da dagdan assagi yuvarlandilar. Çocuk yürüyerek hükümdara geldi. Hükümdar ona "Yanindakilere ne oldu?" diye sordu. Delikanli hükümdara "Allah beni onlara karsi korudu" diye cevap verdi.


Hükümdar yine onu kendi adamlarindan bir gruba teslim etti. "Bunu büyük bir gemiye bindirin, denizin ortasina götürün. Dininden dönmezse onu denize atin" dedi. Onu götürdüler. Delikanli dua ederek "Allah'im nasil dilersen beni onlara karsi koru" dedi. Bunun üzerine gemi onlarla beraber alabora oldu, hepsi boguldular. O yürüyerek hükümdara geldi. Hükümdar "Yanindakilere ne oldu" diye sordu. Delikanli hükümdara "Allah onlara karsi beni korudu" dedi ve krala, "Sana emredecegimi yerine getirmedikçe beni öldüremeyeceksin" dedi. Kral, "Nedir o?" dedi. Delikanli su cevabi verdi, "Halki bir alana topla, beni de bir hurma dalina as, sonra ok torbamdan bir ok alarak, yayin tam ortasina yerlestir. Daha sonra, 'Delikanli'nin Rabbi olan Allah'in adiyla' de. Sonra da at. Böyle yaparsan beni öldürürsün."


Bunun üzerine hükümdar halki bir meydanda topladi. Onu hurma dalindan asti. Sonra ok torbasindan bir ok aldi. Oku yayin ortasina koydu. Sonra "çocugun Rabbi olan Allah'in adiyla" diyerek oku üzerine atti. Ok delikanlinin sakagina saplandi. Çocuk elini sakagina koyup öldü. (Bu durumu gören) halk "Delikanlinin Rabbi'ne iman ettik" dedi.


Kralin adamlari yanina vararak ona, "Gördün mü korktugun seyi? Vallahi korktugun sey basina geldi, halk iman etti" dediler. Bunun üzerine kral derhal sokak baslarinda hendekler kazilmasini emretti. Hendekler açildi. Içlerinde atesler yakildi. Hükümdar, "Her kim dininden dönmezse onu zorla hendege atin. Ya da kendilerine haydi hendeklere atlayin denilsin" diye emir verdi. Adamlari da dedigi gibi yaptilar. Nihayet kucaginda bebegi ile bir kadin atesin önüne geldi. Kadin duraklayip atese düsmekten çekindi. Kucagindaki "Ey annecigim sabret. Çünkü hak din üzeresin" dedi. [(30) Müslim; Kitab'uz-Zühd ve'r-Rekaik, 3005, Tirmizi.]


Açiklama


Imam Nevevi bu hadisin açiklama kisminda bir çok noktalara deginiyor ve hadisten önemli hükümler çikariyor. Biz bunlardan önemli gördügümüz birinin üzerinde duracagiz: Hak yolda yürürken bütün zorluklara sebat göstermek ve hakki ortaya koymaktan bir an bile geri durmamak. Gerçi mümin ölümle karsi karsiya geldigi anda kalbindeki imani muhafaza etmek sartiyla iki siktan birini seçmekte serbest birakilmistir. Ammar b. Yasir küfrü söylerken Bilal-i Habesi "Ahad, Ahad" diyerek hakki ilan etmeyi tercih etmistir. Allahu Teala onlarin her ikisinden de razi olsun. Fakat daha serefli olani, mübarek olani hak yolda yürürken zorluklara, acilara sabir göstermek ve hakki ortaya koymaktan bir an bile tereddüt etmemektir. Hadistekine benzer bir olay Kur'an-i Kerim'in Buruc suresinde anlatilmakta. Tek suçlari, bir olan Allah (c.c)'a kulluk etmek olan müminler topluca içinde alevli atesler bulunan hendeklere atiliyorlar. Onlar da kundaktaki çocugun gösterdigi sabri gösterip ölümü tercih ediyorlar. Allahu Teala gösterdikleri bu üstün teslimiyetten dolayi onlari yüce kitabinin temiz sayfalarinda aniyor. Bundan daha büyük seref olabilir mi acaba? Biz müslümanlar, bir kismimiz, bolluk ve rahatlikla imtihan ediliyoruz. Gerçi müslümanlari bir vücudun azalari gibi düsünürseniz, acilar içinde kivranmamiz gerekli ama maalesef daha bir vücudun azalari gibi degiliz. Allah (c.c) bizleri de yeryüzündeki diger müslümanlari imtihan ettigi gibi zorluklarla imtihan ederse, eger sabrimizin (imanimizin) derecesini ölçmek isterse ne yapariz? "Böyle bir sinava hazir miyim?" sorusunu her müslüman kendine sormali. Allah (c.c) hakimdir ve en dogrusunu bilendir.




anadolu dergisi, 1992 yaz sayisi








40 Hadis-i Şerif



Kirk Hadis


KIRK HADIS






  


1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse)
beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir.



  2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a
isyan etmisolur.



3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca
kamil imanla iman etmis olamaz.



4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine
babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla
iman etmis olmaz.



5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu
kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir.



6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis
kilar.



7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce
olmez.



8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek
terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye
tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda
namazdir.  

 

  9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle
duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle
bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir.



  10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir.



  11-) Kim gaz yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse,
munafiklikdan bir cesit uzere olur.



  12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir.



13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye
calisan) Allah'in dininden cikmis olur.



14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde
sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir.



15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir.
(Onlardandir)



16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de
Allah icin bugzetmektir.



17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir.



18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde
yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder.



19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine
doner.



20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir.



21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in
kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan
degildir.



22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed
(s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir.



23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini
cozmus demektir.



24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle.



25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir.
Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi
Temennide bulunandir.



26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz
aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha
hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz
kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha
hayirlidir.



27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne
birakmadim.



28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli
Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir.
Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta
Cehennem'dedir.



29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir.



30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu
icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar
calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak
ve aralarindan  bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek.



31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim
insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun
yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O
kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir.



32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve
Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah,
cehennem atesine haram kilar.



33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in
huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda
(halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur.



34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda
bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline
bugzetmendir.



35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina
lanet etsin.



36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat
ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir.



37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden
degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir.



38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle
arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir.



39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman
onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da
vahyin bereketinden mahrum kilinirlar.



40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini
konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi
olacak.